Sahadaki Kimlik: Amedspor | Vahap Coşkun ile söyleşi

23.05.2026 medyascope.tv

23 Mayıs 2026’da medyascope.tv'de yaptığımız söyleşiyi yayına Tania Taşçıoğlu Baykal hazırladı

Ruşen Çakır: Merhaba, iyi günler. Stüdyoda konuğumuz Doç. Dr. Vahap Coşkun. Kendisiyle hep çözüm sürecini konuştuk, bugün ise biraz değişik ama yine onunla çok ilgili bir konuyu, Amedspor'u konuşacağız. Çünkü Vahap “Sahadaki Kimlik: Amedspor” isimli bir kitaba imza attı. Kitap İletişim Yayınları’ndan yeni çıktı. Kitabın bana geldiği gün Vahap da İstanbul'daydı, çok da iyi oldu. Stüdyoda kitabı konuşuyoruz. Vahap merhaba.
Vahap Coşkun: Merhaba.

Ruşen Çakır: Sen Diyarbakır'daki istisnai kişilerden birisisin. Diyarbakırlı bir Trabzonspor taraftarısın.
Coşkun: Evet. Ben sıkı bir Trabzonspor taraftarıyım.

Ruşen Çakır: Biliyorum onu. Zor oluyor ama galiba.
Coşkun: Evet. Hatta bir ara Medyascope'ta Trabzonspor yorumları yapıyorduk.

Ruşen Çakır: Evet, yayınlar yapıyordun. Şimdi Amedspor ikinci takımın mı oldu?
Coşkun: Evet, Amedspor ikinci takımım oldu.

Ruşen Çakır: Bu kitabın, tam şampiyonluğun ardına denk gelmesi iyi oldu, ama sen bu araştırmayı 2024 sonu, 2025 başlarında yaptın galiba.
Coşkun: Evet, o zaman yaptık. Araştırmayı bir ekiple yaptık. Kürt Araştırmaları Merkezi ve Diyarbakır Sosyal ve Siyasal Araştırmalar Enstitüsü’ndeki arkadaşlar da araştırmaya çok büyük bir katkıda bulundular. Bu vesileyle kendilerine de teşekkür ederim. Sahanın büyük bir kısmını onlar yürüttüler. Bu araştırma kapsamında biz 18 farklı kişiyle, farklı statüleri olan, farklı hayat tarzları, farklı siyasal görüşleri olan kişiyle derinlemesine mülakat yaptık. Bir de üç tane grup mülakatı yaptık gruplarla. Bu gruplardan bir tanesi özellikle DEM Parti'ye oy veren Amedspor’lular. Bir tanesini DEM Parti dışındaki partilere oy veren Amedspor’lularla ve bir tanesini de kadın Amedspor taraftarlarıyla yaptık. Oradan edindiğimiz izlenimleri, çıkarttığımız sonuçları da kitaba yansıttık.

Ruşen Çakır: Peki, ortak noktaya gelmeden önce ayrışmalar nerede daha çok çıkıyor?
Coşkun: Ayrışmaların temelinde şöyle bir husus var: Kimi Amedspor taraftarları Amedspor'u ortak bir kimlik olarak görüyorlar. Bazıları bütün Kürtlerin takımı olarak görüyorlar. Bazıları sadece Kürtlerin değil, aynı zamanda bütün dışlanmış olanların, ‘’öteki’’ kılınmışların takımı olarak değerlendiriyorlar. Buna mukabil, diğerleri ise Amedpor'u belirli bir siyasal görüşün, belirli bir siyasal hareketin takımı olarak görüyorlar. Mesela görüşmelerde de var; kimileri Amedspor’u DEM Parti'nin bir yan organı gibi, PKK'nın sahadaki yansıması gibi görüyorlar. Dolayısıyla Amedspor'a atfedilen kimlik orada bir şekilde ayrışıyor.
Yine Amedspor taraftarları “Amedspor'un özellikle bu dönemde Türkiye'nin toplumsal bütünleşmesine spor yoluyla katkıda bulunabileceğini” ifade ediyorlar. Diğerleri ise “Amedspor üzerinden daha fazla bir ayrımcılığın hortlatılabileceğini” söylüyorlar. Dolayısıyla hem kimlik hem Amedspor'un oynayacağı rol, üstleneceği işlev noktasında farklı görüşler var.

Ruşen Çakır: İlgili olanlar bilir ki Amedspor dün kurulmadı.
Coşkun: Evet.

Ruşen Çakır: Hatta daha önce isimleri başka olan bir kulübün, daha sonra, belli bir tarihten itibaren ‘’Amedspor’’ adını aldığını biliyoruz. Daha doğrusu “Amed Sportif Faaliyetler” artık. Niye son dönemde birden bu kadar patladı?
Coşkun: Dediğin gibi, Amedspor yeni değil. Aslında 1972'de bir semt takımı olarak kuruluyor Melikahmetspor adıyla. Melikahmet, Diyarbakır'da bir semt. Oradaki esnafların kurduğu bir takım. 1990'lı yıllarda artık belediyenin bünyesine alınıyor. Diyarbakır Büyükşehir Belediyespor, Diyarbakır DİSKİspor gibi farklı isimler alıyor. 2014'te Amedspor adını alıyor. 2014'e gelinceye kadar bu takımın bir taraftarı var, ama bu taraftar çok geniş bir taraftar kitlesi değil. Bu takımın maçlarını en fazla 800, 1000 kişinin izlediği bir kulüpten bahsediyoruz. 2014, çözüm sürecinin olduğu bir dönem, 2013-2015 çözüm sürecinin ortasına tekabül eden bir dönem. O dönemde ‘’Amedspor’’ adını aldıktan sonra inanılmaz derecede bir ilgiye mazhar oluyor bu kulüp. Yani Amedspor'un ‘’Amedspor’’ ismini alması, Amed ismini alması ciddi manada bir ilgiyi patlatıyor. Bu ilgi iki şekilde gerçekleşiyor: Bir taraftan insanlar ‘’Amed’’ ismine duydukları sempatiden dolayı artık Amedspor'la daha yakından ilgileniyorlar ve daha fazla destek verir hâle geliyorlar. Kimisi ise Amedspor'a, ‘’Amed’’ ismine duydukları antipatiden dolayı bu kulübe hoş olmayan nazarlarla bakmaya başlıyorlar.
Takımın bu kadar fazla popüler olmasının elbette en önemli sebeplerinden bir tanesi ismi. Kitapta da belirtiliyor, ismi, bir nevi kaderine dönüşüyor ama sadece isimle açıklanabilecek bir durum değil. Mesela 2015'te çözüm sürecinin bitmesinden sonra hem sosyal alan hem siyasal alan çok ciddi manada daraldı. Amedspor orada, insanların büyük bir kısmının kendi kimliklerini ifade ettikleri, bir şekilde demokratik taleplerini dile getirdikleri bir mekâna dönüştü ve bu mekân, olabilecek en nötr spor alanı üzerinden oluşturulan bir mekândı. Siyasal alanda bu tür bir kimlik beyanında bulunduğunuzda çok ağır bir maliyetle karşılaşıyordunuz. Amedspor’la bunu yerine getirdiğinizde o maliyet o kadar büyük olmuyordu. Yani hem kimliğinizi dile getiriyorsunuz hem de maliyeti daha kısıtlı bir alan. Bu da, Amedspor'un ilgi çekmesinde önemli faktörlerden bir tanesi.
Bir de, Amedspor'un karşılaşmış olduğu saldırılar var. Bunların kimi fiili saldırılar. Deplasmana gittiklerinde, Amedspor'un yöneticilerine, taraftarlarına yönelik fiili saldırı durumları yaşanıyor. Kimi zaman da devletin kurumlarının Amedspor'a karşı takındığı tutumlar söz konusu. Mesela federasyonun Amedspor'a çok uzun bir süre deplasmana taraftar götürme yasağı getirmesi, siyasal aktörlerin Amedspor'u bir nevi bir günah keçisi ilan etmeleri, Amedspor etrafında bir kenetlenmeye de sebebiyet verdi. İnsanlar, bu kadar baskıya maruz kalan bir kulübü desteklemeyi bir ahlaki görev olarak bildiler ve bu da, Amedspor'a olan ilgiyi arttırdı. Dolayısıyla son 10 yıl içerisinde, belki başka bir futbol kulübüne nasip olmayacak derecede muazzam bir alâka ile karşılaştı Amedspor. Bu, bazen Amedspor'u destek yönünde ilerledi; bazen ise Amedspor'a köstek yönünde ilerledi.

Ruşen Çakır: Diyarbakır'da bir stat var ve maçlar orada oynanıyor. Sen mutlaka bakmışsındır; stat kaç bin kişilik?
Coşkun: 33 bin kişilik stadımız.

Ruşen Çakır: Hep öyle miydi? 
Coşkun: Bu stat yeni yapıldı. Daha önce Diyarbakırspor'un oynadığı bir şehir stadı vardı. O stat takriben 15 bin kişilik bir taraftar kitlesine ev sahipliği yapıyordu. Sonra yeni Diyarbakır stadı yapıldı. Bu stat 30 binin üzerinde bir taraftarı alıyordu. 

Ruşen Çakır: Doluyor mu?
Coşkun: Amedspor'un maçları yanılmıyorsam 17 bin, 20 bin aralığında bir ortalama seyirciye oynanıyor. Dolayısıyla en fazla seyirci çeken kulüplerden bir tanesi. Ama ne zaman Amedspor bir iddia sahibi oluyor, ne zaman ki bir üst lige çıkma ihtimali artıyor, o zaman tabii doğal olarak taraftarın ilgisi artıyor. Mesela son maçlarda, Amedspor'un bütün maçları kapalı gişe oynadı. Maçlara bilet bulabilmek açısından çeşitli illerden bize ulaşmaya çalışan arkadaşlarımız vardı. Dolayısıyla dört büyük kulübün dışında en fazla taraftarı çeken, televizyonda en fazla maçı izlenen kulüp hâline dönüştü Amedspor. Bu ilgi sadece Diyarbakır'la sınırlı bir ilgi değil. Sadece bölgeyle sınırlı bir ilgi değil. Aynı zamanda Türkiye'nin batısında yaşayan Kürtlerin de önemli bir kısmı Amedspor maçlarını çok derinden, heyecanla takip ediyorlar ve aynı zamanda Avrupa'da da takip ediyorlar. Dolayısıyla bir fenomene dönüşmüş durumda. Bir örnek vereyim. Bu son Iğdır maçı şampiyonun belirleneceği bir maçtı. Diyarbakır'da belediye dev ekranlar kurdu, ama sadece Diyarbakır'da kurulmadı, 14 farklı merkezde kuruldu. Bunun içerisinde Muğla da var. Bunun içerisinde İzmir de var. Bölgenin illerinde zaten var. Dolayısıyla çok geniş bir kitleye yayılan, oldukça büyük bir potansiyeli olan, taraftar açısından oldukça büyük bir potansiyeli olan bir kulüpten bahsediyoruz. Yani Amedspor'u sadece Diyarbakır'la sınırlandırmamak, Amedspor'un kendi tercihi de aynı zamanda. Mesela her maçta, Amedspor'un organizasyonuyla bölgenin çeşitli illerinden taraftarlar getiriliyor ve onlar Amedspor formaları giyiyorlar, Amedspor'u destekliyorlar. Amedspor'un otobüsü Batman'a, Mardin'e, Şırnak'a, Hakkâri’ye gittiğinde şehir meydanında büyük bir gösteriyle karşılanıyor. Dolayısıyla Diyarbakırspor'u aşan, yani Diyarbakır'ı aşan bir taraftar kitlesi var. Bir kimlik ifadesi var.

Ruşen Çakır: Demin bahsettin, bu deplasman meselesi bir ara yasaklanmıştı. Artık serbest, ama yine yer yer birtakım tatsızlıklar oluyor sanki.
Coşkun: Oluyor. Geçmiş dönemlerde çok daha kötü deplasmanlar oluyordu. Amedspor'un gittiği yerlerde, Amedspor üzerinden aslında bütün Kürtleri rahatsız eden sahneler yaşanıyordu. Mesela beyaz Torosların sergilenmesi, yeşile övgüler düzülmesi gibi. Bu sene deplasmanlarda bu kadar çok ciddi bir problem yaşanmadı aslında. Amedspor kendi evine gelen bütün kulüpleri mümkün olan en iyi şekilde ağırlamaya çalıştı. Amedspor'un yönetimleri deplasmana gittiklerinde, diğer kulüplerin yöneticileri tarafından da yine mümkün mertebe iyi bir şekilde karşılandılar. Dolayısıyla Amed'in gittiği her maçta mutlak manada bir tansiyon olması gerekmiyor. Burada, kulüplerin asgari düzeyde sporun ahlakına riayet etmeleri, asgari düzeyde nezaket kurallarına riayet etmeleri hâlinde birçok sorunu net bir şekilde aşmak mümkün olabiliyor.

Ruşen Çakır: Bildiğim kadarıyla, batıdaki birtakım yerlere, Diyarbakır'dan taraftar gitmesine gerek yok. Batıdaki bütün şehirlerde yaşayan taraftarların sayısı zaten epeyce çok değil mi?
Coşkun: Evet. Bu sene çok daha rahat göreceğiz. Mesela Amedspor İstanbul'a geldiğinde, Fenerbahçe ile Galatasaray'la, Beşiktaş'la veya Başakşehir'le maç yaptığında, Amedspor'a ayrılmış olan tribünlerin dolacağını göreceğiz.  Yine bu sene bütün deplasmanlarda, deplasman tribününü dolduracak bir takımla karşı karşıya kalacağız. Yani sadece kendi sahasında coşkulu bir taraftar desteğine sahip bir kulüp olmayacak Amedspor, aynı zamanda deplasmanda da, Diyarbakır'dan taraftar taşımaya gerek kalmaksızın maç yapacağı ildeki taraftarlarıyla deplasman tribünlerini doldurabilecek bir grup olacak. O nedenle aynı zamanda son derece heyecanlı da bir durum bu.

Ruşen Çakır: Biraz işin sportif tarafını da sormak istiyorum. Özellikle son birkaç yıldır Amedspor oyuncuları içerisindeki bölge insanının sayısı ne kadar? Yabancıları biliyoruz, öne çıkan birtakım isimler var.
Coşkun: Amedspor'un kendi taraftarları açısından da en çok eleştirdikleri hususlardan bir tanesi bu. Amedspor'da hem bölgeden hem Diyarbakır'dan çok fazla sayıda futbolcu yer almıyor. Mesela bu sene Amedspor'un ilk 11'inde sadece bir tane Diyarbakırlı yer alıyordu. O da Diyarbakır'ın altyapısından yetişmiş değildi. Daha önce Süper Lig'de oynamış Mehmet Yeşil’di ve gelip Diyarbakırspor'da oynadı. Dolayısıyla bu, bir şekilde eleştiriliyor. Fakat bizim saha çalışmalarımızda şöyle bir durum da var: İnsanlar futbolun artık endüstriyel bir oyun olduğunu biliyorlar. Hiç kuşkusuz, bir başarı geldiğinde bu başarı kendi çocuklarının imzasını taşıyorsa, o başarıdan daha büyük bir zevk alıyorlar. Her yerde bu vardır. Altyapıdan çıkan çocukları sahiplenme duygusu daha fazla.
Ama artık “Bütün kulüpte bizim çocuklar oynasın”ın bir romantizm olduğunun da farkındalar. Bence burada belirleyici olan husus başarı. Yani başarılı olduğunuz müddetçe taraftarların büyük bir kısmı aslında o futbolcuların hangi pasaportu taşıdıklarına bakmıyorlar. Ama bir başarısızlık olduğunda, o futbolcuların yeterince kulübü sahiplenmedikleri, yeterince kimliğe sahip çıkmadıkları, “Aslında bizim çocuklarımız olsa çok daha başarılı bir performans sergileyeceğiz” noktasına geliyorlar. Ama bizim saha çalışmamızda da bu vardı. Taraftarların Amedspor'dan en fazla istedikleri hususlardan bir tanesi, Amedspor'un altyapıya önem vermesi. Çünkü bölge, genç bir bölge. Futbola olan merak son derece fazla. Oldukça geniş bir havzası var. ‘’Bu havzaya iyi bir yatırım yapılırsa buradan futbolcu çıkartılabilir. Bu futbolcular çıkartılırsa hem kulüpte oynarlar hem kulübün de devamlılığını sağlarlar” yönündeki görüşler bizim çalışmamızda da ortaya çıkmıştır.

Ruşen Çakır: Amedspor'un teknik direktör meselesini çok yakından olmasa bile dışarıdan izliyorum. Mesela birtakım isimler geliyor ve çok fazla kalmadan gidiyor. “Amedspor'a gitmişti” denilen parlak isimler de oldu.
Coşkun: Evet. Mesela en önemli isim Ersun Yanal’dı.

Ruşen Çakır: Ama çok kalmadı.
Coşkun: Sadece yarım sezon kadar takımın başında kaldı. Bu da eleştirilen konulardan bir tanesi. Yani teknik direktör tercihlerinin iyi yapılmadığı hususunda yönetime yönelik eleştiriler var. Kısa vadeli düşünüldüğü, gündelik olarak başarılara odaklanıldığı, ama bir plan, program içerisinde belirli hedefleri ortaya koyarak ona göre bir teknik direktör seçilmediği belirtiliyor. Mesela bu sene Amedspor şampiyon oldu, bir üst lige çıktı. Ama ligi dört hocayla tamamladı aslında. En son, altyapı hocası Sertaç Hoca takımın başına geldi. Son final maçına Sertaç Hoca çıkardı takımı. Dolayısıyla şu anda bence Amedspor'u bekleyen en önemli konulardan bir tanesi bu. Süper Lig'e çıkmak çok büyük bir başarı, ama burada hem Süper Lig'de durmak, hem Süper Lig'de artık kalıcı bir kulüp hâline gelmek ve en fazla iki, üç yıl içerisinde Avrupa'yı kovalayabilecek bir takım oluşturmak. Bu da, hem bir plan programla, bir mimariyle olabilecek bir şey. Bunun içerisinde teknik direktör çok önemli bir yer alıyor. Yani siz 3 yıllık bir plan yaparsanız buna göre farklı bir teknik direktör getirirsiniz. Ama bugünden yarına kısa süreli başarıların peşinde koşarsanız, daha farklı tercihlerde bulunursunuz. Taraftarın da istediği artık Amedspor'un Süper Lig'de kalıcı olması, düşme diye bir gündeminin olmaması ve buna uygun bir yapılanmaya gitmesi. Bu da teknik direktör tercihini belirleyecek diye düşünüyorum.

Ruşen Çakır: Yabancılar biraz farklı olabilir. Çünkü Türkiye'nin birçok iline kıyasla Diyarbakır'ın yaşam standartları daha yüksek. O anlamda, Anadolu’nun birtakım yerlerine gidebilen bir yabancı pekâlâ Diyarbakır'a da gidebilir. Ama Türk oyuncu ya da teknik direktör düşünüldüğünde, siyasi ve benzeri nedenlerle uzak duranlar oluyor muydu?
Coşkun: Muhtemelen vardı. Özellikle geçmiş dönemlerde, yani Amedspor'un siyasi aktörler tarafından doğrudan hedefe konulduğu dönemlerde, bu tür teklifler gittiğinde, bundan çekinecek insanlar var. Düşünün, siz sahaya çıkıyorsunuz, Amedspor forması giyiyorsunuz ve bütün tribünler size “PKK dışarı” diye bağırıyor. Siz Kürt de değilsiniz, yabancısınız. Bu, bazı futbolcuların veya hocaların tercihlerini belirleyebilirdi. Ama son iki yıldır yaşanan yumuşama, bence bu ihtimali, bu korkuyu, bu endişeyi asgari seviyeye çekmiş durumda. Dolayısıyla bundan sonra, Amedspor bir futbolcuya veya bir hocaya teklif yaptığında, muhtemelen nasıl bir projeyle gidildiği daha belirleyici olacaktır.

Ruşen Çakır: Mesela kaç para verdiği.
Coşkun: Kaç para verdiği, neyi hedeflediği, nasıl bir takım kurduğu, bundan sonra kulüp içerisinde nasıl bir yapı oluşturulacağı ve benzeri gibi. Buna yönelik olarak bunlar tartışılacak ve elbette mâli olarak kendisini tatmin edip etmeyeceğine bakacak.

Ruşen Çakır: Şimdi bunu söyleyince sen de mutlaka bileceksin: Eski bir oyuncu, Amedspor'un şampiyonluğunu kutlamış ve kutladığı için tepki almış. Sonra da “Bir Türk olarak kendisinin en mutlu anlarından bir kısmını Amedspor'da oynarken gördüğünü” söyleyip, duruşunu gösterdi.
Coşkun: Evet. Sosyal medyada bu tür paylaşımlar fazla yapılabilir. Yani Amedspor'un adı anıldığı andan itibaren, hakaret, tahkir gibi ifadeler kullanan, Amedspor için güzel bir cümle kurmuş bir futbolcuyu veya hocayı hedef alan cümleler kuranlar olabilir, ama bunlar artık o kadar etkili değil.

Ruşen Çakır: Süper Lig çok önemli bir deneyim ve büyük bir heyecan var anladığım kadarıyla.
Coşkun: 2010'dan itibaren Diyarbakır'ın Süper Lig'de bir temsilcisi yok. Yani 16 yıldır da bir hasret vardı. Amedspor bu hasreti dindirdi. O nedenle beklentiler de yükseldi.

Ruşen Çakır: Seninle hep konuştuğumuz bu ‘’süreç’’ meselesi var. Yürüyor, yürümüyor vesaire. Sürecin varlığı ve olumlu gelişme ihtimali de, sürecin olumsuz gitmesi ihtimali de, herhâlde Amedspor'u doğrudan etkileyecek.
Coşkun: Etkiler tabii. Mesela 2013-2015 arasında çözüm süreci vardı ve Amedspor o dönemde ismini değiştirdi. Muhtemelen o çözüm sürecindeki atmosfer olmasaydı ‘’Amed’’ ismi kabul edilmeyecekti. Dolayısıyla süreç, politik iklim, sahadaki durumları da doğrudan bir şekilde etkiliyor. 2024 yılında başlayan süreçle birlikte, Amedspor'un dışarıda karşılaşmış olduğu muamelelerde de çok ciddi değişiklikler var. Bunda da sürecin etkisini görmek mümkün. Amedspor'un Süper Lig'deki varlığı iki yönlü değerlendirilebilir. Aslında futbol her yerde iki yönlü değerlendirilebilir. Yani bu çok büyük bir imkâna da dönüştürülebilir. Amedspor İstanbul'a geldiğinde, Trabzon'a gittiğinde, İzmir'e gittiğinde, orada mücadele saha içerisinde kalsa, saha dışında dostluk ve barış mesajları verilse, bu, süreci ilerleten ve normalleştiren bir hususa dönüştürülebilir. Ama diğer taraftan şöyle bir tehlike de var: Amedspor üzerinden birtakım provokasyonları ortaya koyup, bundan da sürecin tökezlenmesini veya sürecin geriletilmesini hedefleyenler de olabilir. Bu, her zaman vardı. Hatırlayacaksınız kısa bir süre önce Leyla Zana'ya yönelik ağır hakaretler edildi ve bu bir anlamda, siyasal alanda da tansiyonun gerilmesine sebebiyet verdi.
Ben, bunun fırsat olarak kullanılma noktasında bazı aktörlere çok önemli rol düştüğü kanaatindeyim. Bunlardan bir tanesi siyasal aktörler. Siyasal aktörler bu tür provokatif eylemlere karşı ön alıcı tavırlarda bulunabilirler. Cumhurbaşkanı, Meclis Başkanı, Devlet Bahçeli ve Özgür Özel gibi aktörler, Amedspor'un maçlarından önce, bunun futbol sahası içerisinde kalması gerektiğini belirten bir tavır alırlarsa bu önemli olur.
İkincisi, futbol kulüplerinin kendileri. Mesela Amedspor 2024'te Kastamonu’yla şampiyonluk mücadelesi veriyordu ve Kastamonu'da bir maç vardı. Kastamonu'ya gitmeden önce yine sosyal medya üzerinden Amedspor'a yönelik çok büyük birtakım hareketlilikler görülüyordu. Ama hem Kastamonu Belediye Başkanı hem Kastamonu'nun Kulüp Başkanı “Amedspor kardeşimizdir. Biz sahada en iyi şekilde mücadele ederiz, ama saha dışında Amedspor da bu ülkenin hak sahibi vatandaşlarıdır” minvalinde bir ifade kullandılar ve hiçbir problem yaşanmadı. Amedspor şampiyonluğu Soma'da ilan etti. Yine Soma'daki yetkililer buna benzer açıklamalar yaptı. Soma'daki kutlamalar Diyarbakır'daki kutlamaları andırır hâle geldi. Dolayısıyla kulüpler, siyasal aktörler, bürokrasi, valilikler ve emniyet birimleri bu konuda üzerlerine düşeni yaparlarsa, bu tür provokasyonların önüne geçebilirler ve Amedspor'un varlığı, Süper Lig'deki varlığı çok ciddi bir fırsata dönüştürebilir. Normalleştirici bir etki yapabilir. En önemli normalleştirici etkiyi Bahçeli'nin kendisinde görüyoruz. Bahçeli bundan kısa bir süre önce “Amed diye bir yer yoktur. Amedspor da olmayacaktır” şeklinde bir açıklama yaparken, şampiyon olduktan sonra oldukça uzun, kapsamlı bir mesajla Amedspor'u kutladı. Başkan Nahit Eren'e doğrudan mesaj gönderdi. Cumhurbaşkanı hemen Amedspor'u kutladı. Bunların normalleştirici etkisi var. Buradan yürümek, sporun bu birleştirici damarını harekete geçirmek lazım. Bunu yaptığımızda Amedspor çok büyük bir olanağa dönüşebilir.

Ruşen Çakır: Yakın bir zamanda kongre var galiba, değil mi?
Coşkun: Evet. 1 Haziran'da.

Ruşen Çakır: Çok aday olduğunu duyuyorum.
Coşkun: Evet. Amedspor'un hem “marka değeri” büyüdükçe, hem de spor alanındaki varlığı “normalleştikçe,” insanların Amedspor'da görev yapmaya yönelik hevesleri de artıyor. Mesela bugün Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mehmet Kaya'nın bir röportajı var. Zaten kendisi de Amedspor yönetimi içerisinde sürekli yer aldı. O da “Daha önce sponsor bulmakta zorluk çekilirken, şimdi insanlar sponsor olmak için çeşitli şekillerde yarışıyorlar” diye ifade etti. Dolayısıyla hem Amedspor'a sponsor olma noktasında hem Amedspor'a yönetici olma noktasında bir rekabet yaşanacak gibi gözüküyor.

Ruşen Çakır: Bu anlamda, Süper Lig'e başlamadan önce tahminimce yurtta ve hatta belki uluslararası anlamda kampanya gibi bir şey olacak sanki.
Coşkun: Olabilir. Zaten hâlihazırda Amedspor'a destek olunması yönünde yürütülen bir telefon kampanyası var. Yine ‘’Amedstore’’ Avrupa'daki ilk mağazasını Almanya'da Hannover’de açtı. Bunun dışında da yine yurt içinde ve yurt dışında Amedspor'a muhtemelen mâli destek sağlamak için çeşitli organizasyonlar yapılabilir.

Ruşen Çakır: Çok teşekkürler Vahap. Ben de Amedspor şampiyon olduktan sonra “Türkiye'nin Amedspor'la Yakaladığı Fırsat” başlığıyla bir yayın https://medyascope.tv/2026/05/03/turkiye-amedspor-ile-yakaladigi-firsat/ yapmıştım. Ama risklerinden de bahsetmiştim. Umarım şampiyon olduktan sonra Süper Lig'e çıkan Amedspor, Türkiye'de kardeşliğin gelişmesinde önemli bir aktör olur.
Coşkun: İnşallah. Bu potansiyel var. Bunu gerçekleştirmek için Amedspor da üzerine düşeni yapmalı, ama aynı zamanda diğer kulüpler de bunun için gerekli hassasiyeti göstermeli.

Ruşen Çakır: Evet, Doç. Dr. Vahap Coşkun'la İletişim Yayınları’ndan yeni çıkan “Sahadaki Kimlik: Amedspor” kitabı üzerine konuştuk. Kendisine çok teşekkürler. Sizlere de bizi izlediğiniz için teşekkürler. İyi günler.



Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
26.05.2026 Hani Kürt hareketi CHP'ye karşı Erdoğan'ın yanında saf tutacaktı!
24.05.2026 “Bay Kemal”in “ahlâk kavgası” ne kadar inandırıcı?
24.05.2026 Alişer Delek: “Yeni parti kurulmasından başka bir yol görmüyorum”
23.05.2026 Sahadaki Kimlik: Amedspor | Vahap Coşkun ile söyleşi
22.05.2026 Kadri Gürsel yorumluyor: Bu aslında bir partiyi kapatma kararı
22.05.2026 Mutlak butlan Erdoğan'ın derdine derman olur mu?
21.05.2026 Taha Akyol yorumluyor: Hiçbir hukukçunun havsalasının alamayacağı bir karar
21.05.2026 Onur Alp Yılmaz: “Bu karar, ABD’nin yeni Ortadoğu dizaynı arayışının bir uzantısı”
21.05.2026 Bülent Mumay: “İktidar CHP seçmeninin demokrasiden umudunu tamamen kırmak istiyor”
21.05.2026 Murat Aksoy: “Kılıçdaroğlu ile Özel bir şekilde ortak akıl geliştirmek zorunda”
26.05.2026 Hani Kürt hareketi CHP'ye karşı Erdoğan'ın yanında saf tutacaktı!
22.09.2024 Ruşen Çakır nivîsî: Di benda hevdîtina Erdogan û Esed de
17.06.2023 Au pays du RAKI : Entretien avec François GEORGEON
21.03.2022 Ruşen Çakır: Laicism out, secularism in
19.08.2019 Erneute Amtsenthebung: Erdogans große Verzweiflung
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı